Αναζήτηση αυτού του ιστολογίου

Δευτέρα, 9 Φεβρουαρίου 2009

AZİZ ATHANASİOS - Άγιος Αθανάσιος

Aziz Athanasios İ.s. 297 yılında Mısır’ın İskenderiye şehrinde dünyaya geldi. O zamanlar kral Hristiyanların düşmanı olan Maksimianos idi ve onun ardından da kral Maksiminos oldu. Küçük yaşta ailesi sayesinde Hristiyanlığı iyice tanıdı ve Tanrı’yq tüm kalbiyle bağlandı. Yaşı büyüdükçe yaşıtlarıyla oynamak yerine büyüklerle oturup ruhsal ve manevi konuları konuşmayı tercih ediyordu. Aziz Athanasios bilgili bir insandı. Kutsal yazıları dikkatlice okuyordu. 18 yaşına vardığında Kutsal Kitab’I ezbere biliyordu. O zamanlar azizi İskenderiye Patriği yanına çağırmıştı. Patrik azizin temiz kalbini ve kişiliğini gördüğü zaman hemen hiç düşünmeden onu Diakoz yaptı. Aziz o zamandan sonra sürekli Tanrı üçlüğünden bahseden kitaplar yazmaya başladı. Bunlardan başka aziz putperestlerin sahtekarlığını ve yalancılığını açıklayan kitaplarda yazdı. Onun bu kitapları sayesinde bir çok kişi yalnış yolda olduğunu anlayarak vaftiz oldu.
O zamanlar İskenderiye’de yeni bir tarikat ortalığı ayağa kaldırmıştı. Arion adında bencil ve kendini bilmez bir bir din adamı Mesih İsa’nın Tanrı olmadığını ama Onun yalnızca Tanrı’nın yarattığı bir varlık olduğunu savunuyordu. Halkı bu söyletisiyle kolayca kandırıyor kendisine onları taraftar yapıyordu. Bu sorun üzerine Büyük Konstantin soruna bir çözüm bulmak için hemen Ekümenik Konsil yapılmasını istedi. Böylece İ.s. 325 yılında 318 tane piskopos İznik’te toplandılar. Bunların arasında bugün aziz olarak andığımız Nikolaos, Markellos ve Spiridonas’ta bulunmaktaydı. İskenderiye Patriği bu konsile kendisi katılamayınca diakozu olan Athanasios’u gönderdi. Konsil başladığı zaman Arion ve Taraftarları eğitilerinin sonuna kadar arkasında duracaklarını belirttiler. Bunun üzerine genç Athanasios Sözü alarak Ortodoksluğun gerçek olduğunu kanıtlayarak Arion ve taraftarlarının sahtekar olduğunuda herkese kanıtlamış oldu. Ortodoks kilisesinin haklı çıkması ile konsil kısa bir süre içerisinde sona erdi. Aradan bir yıl geçtikten sonra İskenderiye Patriği vefat etti. Bunun üzerine Athanasios’u seven ve ona güvenen halk onu kendilerine yeni baş olarak seçti. Arion tarikatı taraftarları Azizin Patrik olduğunu öğrendikleri zaman bu olaya çok kızdılar. Azizi küçük düşürmek için sürekli bir hatasını arıyorlardı ancak her hareketleri boşa gitmekteydi çünkü aziz haksızlığa ödün vermeden yaşamaktaydı. Bir gün Arioncular Kopmuş bir kol alarak sınır dışı edilmiş olan Arsenios adındaki bir adamın kolu olduğunu ve bunun Patrik Athanasios tarafından kesildiğini savundular. Böylece Tiru Konsilinde aziz Mahkum sandalyesine oturacaktı. Konsilden bir gece önce Arsenios Azizin yanına gelerek ona şunları söyledi:
- Azizim benim sınır dışı edilmiş olmamdan dolayı buraya gelemeyeceğimi zannediyorlardı. Ancak ben sana yardım etmek için buradayı!
Ertesi gün azizin yargısı başladığında aziz Arion taraftarlarına hala suçlamaya devam edip etmediklerini sorduğunda onlar suçlamaya devam ettiler.
- Hala o kolu benim kestiğime inanıyormusunuz?
- Evet bu kolu sen kestin!
O sırada Arsenios içeri girerek herkese sağlıklı olduğunu gösterdi ve böylece aziz rezil Arion taraftarlarını yalancı çıkarttı.
Azizle baş edemeyen saygısızlar başka bir neden daha bularak azizi tekrar suçladılar. Günahkar bir kadına para veren saygısız Arioncular onun gidip herkese azizin kendisiyle günahkar işler yaptığını söylemesini istediler. Kadın Konsile giderek tarikatçıların ona söylediklerini yaptı. Kucağında bir de bebek tutmaktaydı. Bir kez daha Aziz yargılanmayı ve yalana karşı koymayı kabul etti. Onunla birlikte haksızlığa dayanamayan Timoteos adında bir papazda yargıya gitti. Timoteos kadının yanına giderek ona:
- Bu çocuğun benim olduğunu söyleyip beni suçluyorsun öylemi?
Kadın Timoteos’un Aziz olduğunu zannederek ona:
- Evet bu çocuk senin ve benim hayatımı mahvettin!
Bunu görenler kadının yalan söylediğini anlayarak azizi bir kez daha serbest bıraktılar. Aziz kısa bir süre sonra kralın düşmanı olduğu gerekçesiyle krala şikayet edildi. Kral Büyük Konstantin buna inanarak onu 336 yılında Fransaya sürgün etti. İki yol sonra Kral Konstantin vefat ederken son isteği Azizin sürgünden geri dönmesi idi. Daha sonra tahta Oğlu Konstantin geçti. Halk bu olaydan çok memnun bir şekilde yollara çıkarak azizi karşıladı. Ancak Arioncular bir kez daha kurnaz bir plan hazırladılar. Arioncular Azizin Tiru Konsilinde Patriklikten kovulduğunu duyurdular ve Petrikliğe Arioncu Griogorios’u getirdiler. Grigorios genç bekire kızların dövülmesini, Tanrı korkusuyla yaşayanların hapse atılmasını ve kendisinden şikayetçi olanların cezalandırılmasını emretti. Böylece aziz bir kez daha sürgün edildi. Bu sefarki sürgün mekanı Roma idi. Üç yıl sonra dönemin Roma Kralı Konstandas Sardiki şehrinde sürgünde bulunan Patrik Athanasios konusunda ne yapacağına karar vermek için Konsil olmasını istedi. Aziz bu konsilde suçsuz bulunarak Arioncu Patrik Grigorios ve papazlarını kovdu. Aziz hemen memleketine dönerek orada onu çok seven ve her zaman destekleyen halkı tarafından sevgiyle karşılandı. Aradan bayağı bir zaman geçtikten sonra Tanrı korkusu bilmeyen Sirianos adında bir komutan beş bin askeriyle berabar Aziz Teona kilisesine saldırdı. Orada Aziz Athanasios Yüzlerce Dindarla berabar gece kilisesi yapmaktaydı. Acımasız askerler bir çok inaçlı kişiye işkence yaptı bir çok kişiyide hapse attı. Aziz mucizevi bir şekilde kiliseden çıkarak Hristiyan bir kadının evine saklanmayı başardı. Aziz bu olaydan sonra üç kere daha sürgün edildi ve böylece on beş yıl daha memleketinden uzak yaşamak zorunda kaldı. Aziz sürgündeyken bile bir çok kez acımasız askerler tarafından saldırıya uğradı ancak Tanrı’nın ve halkın yardımıyla bunlardan kurtuldu. Tahta Ualis çıktığı zaman halk Arioncuların azize haksız şekilde saldırmalarından dolayı ayaklandı. Kral bu olaydan korkarak azizin İskenderiye halkına iade edilmesini emretti. Böylece aziz bir kez daha halkına geri dönerek haklılık için savaşmaya devam etti. 46 yıllık Patriklik görevinden sonra temiz ruhu ve bedeni 76 yaşında çarpmaya son vererek vefat etti. Aziz Athanasios Kilisemiz tarafından 18 Ocak’ta anılmaktadır.

Δεν υπάρχουν σχόλια: