Αναζήτηση αυτού του ιστολογίου

Δευτέρα, 9 Φεβρουαρίου 2009

AZİZE PARASKEVİ - Αγία Παρασκευή

Roma imparatoru Adrianos zamanında ( 117-138) birbirini çok seven Agaton ve Politia adında bir çift yaşamaktaydı. Bu çift zangin ve yunan kökenli idi ve Tanrı’ya bağlı insanlar idiler. Ama bu ailenin büyük bir sorunu vardı bir türlü çocuk yapamıyorlardı. Bu yüzden yalnızca Tanrı’nın mucizesine umut bağlamışlardı. Kısa bir zaman içerisinde duaları kabul oldu ve Politia dünyaya bir kız çocuğu getirdi. Adını Cuma günü doğduğundan Paraskevi koydular ki ne olursa olsun bu aziz günü unutmasınlar diye ( Paraskevi yunancada günlerden Cuma anlamına gelmektedir ). Genç Paraskevi büyüdükçe hristiyanlığı öğreniyor ve öğrendikleriyle o kadar hoşnut oluyorduki boş vekitlerinde kendi yaşıtlarıyla oynayacağına oturup Kutsal Kitab’ı okumayı ve Tanrı’ya dua etmeyi tercih ediyordu. Bir çok genç onu kendisine eş olarak istiyordu ancak azize öncelikle bedenin ve ruhun temizliğine ve saflığına önem vermekteydi ve bu yüzden onunla evlenmek isteyenlere önem vermiyordu. Yirmi yaşına geldiğinde ailesi vefat etti ve böylece azize genç yaşında yetim kaldı. Bunun üzerine neyi ver neyi yoksa hepsini fakirlere bağışlayarak bir kadın manastırına giderek kendisini Tanrı’ya adadı. Bayağı bir zaman manastırda kaldıktan ve inancını dahada güçlendirdikten sonra azize Paraskevi manastırda başrahibenin iznini de alarak insanlara hristiyanlığı eğitmeye, onlara gerçek dini öğretmeye karar verdi. Hatta bu uğurda azize canını bile vermeye hazırdı. Azize taş kalpli putperestlerin hristiyanlara karşı açtıkları savaştan korkmayarak tek başına bir çok şehre yolculuk ederek hristiyanlığı insanlara duyuruyordu. Putperstlerle oturup sohbet ediyor onlara inandıkları tanrıların insan işi olduğunu ve gerçekte hiç bir güçleri olmadığını her seferinde kanıtlıyordu. Azizenin sayesinde bir çok kişi yanlış yolda olduğunu anlayıp Baba Oğul ve Kutsal Ruh adına vaftiz oldu. Azizenin ünü çok çabuk her yere yayılmıştı ve bu yüzden bazı putperestler azizeyi hristiyanları hiç sevmeyen komutan Antonino’ya şikayet ettiler. Antonino azizeyi yakalattığı zaman kendisini tatlı bir dille kendi tanrılarına tapınması için kandırmaya çalıştı ama azize hiç çekinmeden ve korkmadan komutana şunları söyledi:
- Kralım, ben yalnızca Tek ve gerçek olan Tanrı’ya inanırım. Buda Hz. İsa’dan başkası değildir. Ben yalnızca Ona tapınırım ve Ona inanırım ve Ondan başkasına Tanrı demem! Onu sahte tanrılarla değiştirmem!
Bu sözler üzerine çok sinirlenen Antonino hemen bir demir kasketin ateşte kızartılmasını ve azizenin kafasına geçirilmesini emretti. O anda yüce Tanrı azizeyi bu kasketin sıcaklığından koruyarak yanayacağı yerde ona serinlik verdi. Azize Tanrı’ya sürekli şükrediyordu. Ortamda bulunan tüm yunan alemi mucizeyi gördükten sonra hristiyan oldu. Yanlış yoldan dönmek istemeyen sadece bir tek kişi vardı oda komutan Antonino idi. Antonino azizenin ellerinin bağlanmasını ve hemen hapse konulmasını emretti. O karanlık hapishane odasının içerisinde azize diz çökerek Tanrı’ya ona sabır ve güç vermesi için tüm kalbiyle dua etti. Azize dua ederken karşına Tanrı’nın meleği belirerek kendisine güç verdi ve ardından ellerini çözerek oradan ayrıldı. Askerler sabah olduğunda azizeyi komutanın karşısına çıkartmak için odaya girdiklerinde azizenin ellerinin çözülü olduğunu gördüler ve hayretler içerisinde birbirlerine sorular sormaya başladılar. Azizeyi komutanın yanına getirdikleri zaman Antonino azizeye putlara tapınması için emir verdi ancak azize bu emre hemen karşı çıktı. Bu red üzerine komutan azizeyi saçlarından bir direğe astırdı. Taş kalpli ve acımasız işkenceciler demirlerle azizenin bakire vucudunu yakıyor ve ona sürekli acı çektiriyorlardı. Azize bütün bu çektiği acılara rağmen kesinlikle sesini çıkartmıyor tam tersine sürekli Tanrı’ya dua ediyor ve Onun adı için acı çektiğinden Tanrı’ya teşekkür ediyordu. Zalim kral azizenin yılmadığını görünce onu tamamen yok etmek için hemen askerlere yağ ve zift kaynatmalarını ve azizenin kazanın içine atılmasını emretti. Ancak genede Hz. İsa’mız azizeye zarar vermelerine izin vermedi. Azizeyi zift ve yağın kaynadığı kazana attıklarında azize kesinlikle yanmıyor tam aksine Tanrı’ya ilahiler söylüyordu. Olaydan şüphelenen Antonino azizenin yanına gelerek üzerine zift sıçratmasını ve gerçektende yakıp yakmadığını görmek istediğini söyledi çünkü Antonino rüya gördüğünü zannediyordu. Azize avuçlarını ziftle doldurarak kralın suratına attı. Zalim kral hemen kör oldu ve acılar içinde azizeye ona acıması için yalvardı. Azize dua ettikten sonra kralı tamamen iyileştirdi ve böylece kral Antonino yanlış yoldan dönerek hemen vaftiz olarak hristiyan oldu. Bu olayın hemen ardından azize sserbest kalarak yine şehir şehir dolaşarak Tanrı’nın sözünü insanlara duyurmaya devam etti. Bir gün putperest bir bölge sorumlusu azizenin putların insanlar tarafından yapıldığını ve sahte olduklarını duyurduğunu öğrendiği zaman hemen azizeyi tutuklattı ve onu cezalandırmak istedi. Bu bölge sorumlusunun adı Asklipios idi. Böylece azizeyi başka mahkumlarında gönderildiği bir alana gönderdi. O yakınlarda bir mağarada korkunç bir yılan türü yaşamaktaydı. mağaranın yakınına yaklaşanların yaşama şansı kesinlikle yoktu. Azize Paraskevi yılanın yanına yaklaştığı zaman haçını yılanın üzerine doğru yaptı ve yılan orada ikiye ayrılarak öldü. Bu olay üzerine bölge sorumlusu gerçek Tanrı’nın Mesih İsa olduğunu anladı ve azizeden özür dileyerek hemen hristiyan oldu. Azize daha sonra Yunanistan’a gelerek putperestlere gerçek olan Tanrı’nın sözünü duyurmaya ve hristiyanlığı onlara eğitmeye başladı. Orada Kutsal Ruh sayesinde bir çok mucize gerçekleştirdi. Selanik şehri yakınlarında bir şehri elinde bulunduran putperest Tarasios adında bir kişi hemen azizeyi tutuklattı. Azizeye bir çok işkence yaptırdıktan sonra midesine nefes alamaması için büyük bir taş yerleştirilmesini emretti. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra azizeyi alarak hemen putların kilisesine gmtürdü ve ona putlara tapınması için emir verdi ancak azize hemen haçını yaptı. Haçını yaptığı anda büyük bir deprem oldu ve heykeller yerle bir oldular. Bu olay üzerine çok sinirlenen sorumlu azizenin kafasının kesilmesini emretti. Azize işkencecilerden bir kaç dakika dua etmesi için serbest bırakmasını istedi devamında ellerini gökyüzüne kaldırarak şunları söyledi:
- Hayatımın efendisi, ismini cesaretle herkesin önünde kabullenmemde bana güç verdiğin için sana hamd olsun. Benimde bedenimi diğer şehitlerinki gibi cennetinde kabul et. Benim ismimle sana gelenlere sabır ve acı çekenlere güç ver Tanrım!
Azizenin bu sözlerinden sonra göklerden şu sözler duyuldu:
- İstediklerin olsun Tanrı’nın kulu!
Bunun ardından azizenin kafası kesildi ve ruhu tertemiz bir şekilde göklere yükseldi. Hristiyanlar azizenin bedenini alarak ona layık bir şekilde gömdüler. O zamandan beri azize kendisine inançla gelen herkese yardım etti ve bir çok mucize gerçekleştirdi. Bundan başka azize körlerin ve gözlerin koruyucusu ilan edildi kilisemiz tarafından. Azizenin yortusu kilisemiz tarafından 26 Temmuzda kutlanmaktadır.

Δεν υπάρχουν σχόλια: