Αναζήτηση αυτού του ιστολογίου

Δευτέρα, 9 Φεβρουαρίου 2009

AZİZ GEORGİOS VE AZİZE POLİHRONİA - Άγιος Γεώργιος - Αγία Πολυχρονία

AZİZ GEORGİOS VE AZİZE POLİHRONİA

Aziz Georgios İ.s. 280 yılında zengin bir ailenin çocuğu olarak Kapadokya’da dünyaya geldi. Babası Gerondios zengin bir ailenin çocuğuydu ve putperestti. Kısa bir zaman sonra vefat etti. Böylece aziz küçük yaşta iken annesiyle beraber annesinin memleketi olan Filistin’in Lidda şehrine göç etti. Hristiyan olan annesi Polihronia oğlunun ruhi gelişimine çok önem verdi. Aziz 18 yaşına bastığında Roma ordusuna asker olarak alındı. Zeki bir insan olduğundan henüz 20 yaşında iken askeriyede binbaşı oldu ve herkes tarafından saygı görmeye başladı. O kadar önemli bir kişiliğe sahip olmasına rağmen hiç bir zaman içerisindeki Mesih İsa sevgisi sönmemişti.
O dönemde Hristiyanlara karşı savaş açılmıştı. Putperest kral askerlerine hristiyanlara işkence yapmalarını, onları hapse kapatlmalarını hatta putlara tapınmayı red edenlerin öldürülmesini emretti. Bir çok kişi Mesih adına şehit oldu. Kadın erkek yaşlı çocuk demeden hergün bir çok kişi ölüyor ama bu kişiler Tanrı’dan göklerin tacını kazanıyorlardı. Aziz Georgios Kral Dioklitianos’un emrine uymadı.
- Kralım sen bir katilsin! Sana hiç bir zaman dokunmamış ve zarar vermemiş olan suçsuz hristiyanları öldürtüyorsun.
Kral çok şaşırdı.hiçbir zaman sevgili binbaşısının ona böyle konuşacağı aklına gelmezdi.
- Georgios bu söylediklerine inanıyormusun? Sendemi Nazaret’liye inanıyorsun yoksa? Bu davranışın için seni cezalandırabileceğimi bilmiyormusun?
- Evet ben Hristiyanım ve senin cezalarından korkmuyorum çünkü Mesih bana güçveriyor.
Kral azizin bir direğe asılarak üzerine oklar atılarak bedeninin delik teşik edilmesini emretti. O anda mucize gerçekleşti. Oklar havada azize doğru giderken bazıları yön değiştiriyor bazılarıda yamuluyordu. Hiç bir tanesi azize değmedi. Kral bunun üzerine azizin karnının üzerine ağır bir taş konulmasını ve diğer günün sabahına kadar öylece hapiste bırakılmasını emretti. Sabah olduğunda kral azize fikir değiştirip değiştirmediğini sordu.
- Bana ne yaparsan yap dinimden dönmeyeceğim. Senin sahte tanrılarınada hiçbir zaman tapınmayacağım.
Kral azizin tahtadan yapılmış bir tekerleğe bağlanmasını emretti. Tekerlek dönerken alt tarafta bulunan bıçaklar azizin sırtını yırtmaktaydılar. Aziz bu işkenceye göğüs geriyor ve dua ediyordu. O sırada göklerden yıldırımlar düşmeye başladı ve bir ses duyuldu.
- Georgios cesur ol ben senin yanındayım!
O anda aziz elleri çözülü bir şekilde tekerlekten inmişti. Askerler korkarak hemen krala gittiler ve olanları anlattılar.
- Kralım Tanrı’sı gerçek biz de Ona inanıyoruz.
Kral ne yapacağını bilemez bir halde hemen iki komutanını yanına çağırarak azizi yakalamalarını emretti. Ancak onlarda bu mucizeyi gördüklerini ve bu yüzden onlarında Mesih’e inandıklarını ve kendisinin sözünü dinlemeyeceklerini söylediler. Bunun üzerine kral başka işkencecilere emir vererek Mesih’e inananların başının kesilmesini emretti. Ertesi gün kralın emri ile askerler azizi şehrin dışına götürdüler. Orada kireç ile dolu olan bir çukur bulunmaktaydı. Azizi üç gün orada yanması için içine attılar. Son gün askerler azizin bedeninden arda kalanları almak için çukura gittiler. Çukura vardıklarında azizin çukurdan canlı çıktığını ve ona hiç bir şey olmadığını gördüler. Putperestler mucizeyi gördüklerinde çok şaşırdılar ve bir çoğu hristiyan oldular. Kral bunu öğrendiği zaman işkencecilerden başka bir işkence hazırlamalarını istedi. Demirden yapılmış olan bir çift ayakabının ateşte kızartıldıktan sonra azize giydirilmesi emredildi. Ayakabıları giydiğinde yaralanması için koşmasını emrettiler. Aziz, Tanrı’nın sürekli olarak yanında olduğunu bildiğinden işkencye ve acılara göğüs geriyordu. O Korkunç işkencenin ardından Dioklitianos bir kez daha azizi yanına çağırdı. Azizin yaralanmamış bir şekilde yürüdüğünü gördüğü zaman korkarak azizi büyücü olmakla suçladı.
- Ben büyücü değilim, diye cevap verdi aziz, ama beni iyileştiren Tanrım’dır.
Bunun üzerine sinirlenen Dioklitianos azizin ucudundan kan gelene kadar acımasızca döülmesi için askerlerine emir verdi. Bunun ardından krallığının en güçlü büyücüsünü çağırarak azizi emirlerine uyması için büyülemesini yada büyüleriyle öldürmesini istedi. Büyücü iki zehir hazırladı. Bunlardan ilki azizin mantığının yok olmasına sebep olacak ikincisi ise ölümüne neden olacaktı. Kralın emri ile aziz ilk zehiri içti ve zarar görmedi. Daha sonra ikinci zehiri içmesi için emir aldı ama bir kez daha Mesih’in yardımıyla aziz sağlıklı kaldı. Bu büyücü benden daha güçlü, diye bağırdı büyücü Athanasios.
- Ben büyücü değilim. Sizin şaşırmanıza neden olan şey Mesih İsa’nın gücüdür. Sizde ona inanın.
Sarayda bulunanlardan bir kişi
- İnanmamızı istiyorsan öldürmüş olduğumuz hristiyanlardan bir tanesini dirilt o zaman
Diye seslendi azize.
Aziz İsa’nın şükredilmesi için ölüye yaklaştı ve dua ettikten sonra ölüye
- Mesih İsa’nın adına kalk!
O anda ölü dirildi ve herkes dilini yutmuşçasına sessiz kaldı. Bunun üzerine büyücü Athanasios kendisininde Mesih İsa’ya taptığını söyledi.
- Bende hristiyanım artık kralım, affet beni Georgios.
Dioklitianos’un askerleri olaydan korkarak büyücüyü ve dirili adamı alarak öldürdüler.
O gece aziz rüyasında Mesih’in onunla konuştuğunu ve ona cesaret verdiğini gördü. Sabahleyin Dioklitianos son kez azize putlara tapınmasını emretti. Aziz kraldan putların bulunduğu Apollon tapınağına gitmelerini istedi. Aziz tapınağa girdiğinde haçını yaptı. O anda haçın güçünden korkan şeytan şunları söyledi:
- Ben tanrı değilim! Sizin inandığınız bu putlarda gerçek değil hepsi sahte. Gerçek Tanrı Georgios’un bahsettiği kişidir.
O sırada büyük bir deprem oldu ve putlar yere dağılarak paramparça oldular. Gizli bir hristiyan olan kraliçe Aleksandra gürültüden uyandı. O anda kendisinde dinini açıklaması gerektiğini anlayarak tapınağa geldi.
- Georgios’un Tanrı’sı sen tek ve gerçek olan Tanrı’sın.
Dioklitianos karısının ve azizin cezasını hazırlarken bunu duyan annesi azizin yanına geldi ve yanına yaklaştı. Kral kadını gördüğü zaman kim olduğunu sordu.
- Bende oğlum gibi hristiyanım ve adım Polihronia.
Dioklitianos sinirlenerek kendisinide diğer şehit azizlerle beraber hapse kapattı. Kraliçe Aleksandra’yı öldürmeden önce aynı gece hapishanede dua ederken can verdi. Ertesi gün yani 23 Nisan günü azizin annesine kızartılmış demir ayakkabılar giydirdiler. O anda azizenin yüzünde parlak bir ışık belirdi ve ortalığı mükemmel bir koku kapladı. Azize böylece bedenini ve ruhunu Tanrı’ya teslim etti. Daha sonra azizi öldürecekleri yere götürdüler. Aziz diz çöktükten sonra kafası kesildi. Aziz Georgios Kara ordusunun koruyucusudur. Yortusu bütün Ortodoks’lar tarafından 23 Nisan’da kutlanmaktadır. Aziz kutsal ikonalarında bir atın üzerinde bir yaratığı öldürürken görüntülenir. Tarihe göre anadoluda insan yiyen vahşi bir yaratık yaşarmış. O bölgenin putperest kralı kendilerinin tehlikede olmaması için yaratığa hergün bir çocuk verlmesini emretmişti. Bir gün kraliçeninde kızını yaratığa verme sırası gelmişti. O sırada aziz atın üzerinde gelerek kızı kurtardı ve yaratığı öldürdü. O andan itibaren oradaki tüm putperestler Mesih İsa’ya inandılar. Bir başka idiiaya görede yaratık putperestleri temsil eder.

Δεν υπάρχουν σχόλια: